|
所在平台: Udemy |
课程主页: https://www.udemy.com/course/plvr-simantasyonu-ve-kullanlan-simanlarn-ozellikleri/
课程评论:没有评论
**课程总结:Porselen Lamina Veneer 粘接与粘接剂特性** 本课程深入探讨了 Porselen Lamina Veneer (PLV) 修复体的粘接过程及其关键材料——粘接剂的特性。成功完成 PLV 修复体的长期效果,很大程度上取决于正确的粘接剂选择和粘接技术。 **课程核心内容:** 1. **PLV 粘接的重要性与挑战:** * PLV 修复体的长期成功与粘接剂的选择和粘接技术紧密相关。 * 美学修复材料(如全瓷冠、嵌体等)通常预备量小,固位力有限。 * 粘接剂的作用在于确保修复体与牙齿的有效结合、提供边缘封闭性,并保证修复体的长期稳定性。 * 粘接剂的性能对修复体的固位、耐久性至关重要,仅靠传统粘接剂不足以实现,必须依赖粘接树脂。 * 成功的粘接需要完整的治疗流程,从方案设计、牙体预备到颜色选择都需细致考量。 * 粘接树脂的应用尽管已在多项研究中证明其优越性(如高粘接强度、密封性和长期稳定性),但其复杂的操作步骤对技术要求较高。 2. **树脂粘接剂的分类与选择:** * PLV 粘接中使用的树脂粘接剂属于复合树脂基,但其流动性、强度等特性与用于充填的复合树脂有所不同。 * 粘接剂的成分、单体、硅烷和填充剂比例影响其使用特性。 * 粘接剂的流动性至关重要,流动性差(如高填充比例的流动性复合树脂)不适用于粘接。 * 选择粘接剂时需综合考虑修复体厚度、瓷材料、颜色、耐久性、稳定性、操作简便性、生物相容性及粘接成功率等多种因素。 * 虽然现代自凝固树脂粘接剂操作简便,但有时仍无法达到理想的粘接强度,对 PLV 修复体可能存在不足。 * 树脂粘接剂的优势包括:高粘接强度、对压缩和拉伸力的耐受性、低溶解性、高弹性模量(防止脱粘)。 * 理想的弹性模量应介于牙本质(18 GPa)和修复体材料之间。 * 树脂粘接剂的作用是确保修复体就位、预防/减少渗漏、保护牙髓健康,并通过填充牙齿与修复体间的空隙来增强整体性。 3. **粘接表面的特性:** * 要理解粘接原理,需掌握粘接表面的特性、表面处理方法、化学相互作用、不同材料组合的粘接界面形成、界面随时间的变化及老化导致的失败机制。 * 粘接是指两种不同分子在紧密接触时产生的吸引力。 * 牙科粘接剂旨在实现与牙齿硬组织及修复材料的理想结合。 * 在口腔环境中实现持久粘接,需确保粘接剂与粘接表面之间有结构性连接,降低界面应力,并保护界面免受细菌侵袭。 * 粘接界面可分为“牙组织-粘接剂连接”和“修复体-粘接剂连接”。 * 牙釉质化学成分:96% 无机物(羟基磷灰石)、3% 水、1% 有机物。 * 牙本质化学成分:45-50% 无机物(羟基磷灰石)、30% 有机基质(胶原)、25% 水。牙本质结构不均,牙本质小管数量、直径及排列方式各異,有机基质含量高,粘接难度大。 4. **树脂粘接中的粘接系统:** * 现代粘接系统可根据其发展历程(代数)、操作步骤变化(聚合方式、引剂成分、对涂抹层影响、湿度控制)、牙齿表面处理方法(临床步骤)及化学相互作用(粘接策略)进行分类。 * “单瓶”技术旨在简化粘接操作,使其更快捷、技术要求更低。 * 多模式粘接剂结合了自酸蚀技术的简便性和全酸蚀技术的粘接强度,正逐渐取代第七代粘接剂。 * 通用型粘接剂适用于直接和间接修复,可与自凝、光固化和双固化树脂粘接剂配合使用,并能粘接金属、氧化锆、瓷和复合材料。 * 通用型粘接剂可采用酸蚀-冲洗、自酸蚀、或牙本质自酸蚀与牙釉质酸蚀-冲洗(选择性酸蚀)的混合方法。 * 通用型粘接剂因其多样的应用方式而备受临床医生青睐。 * 粘接系统操作步骤从三步发展到一步,虽然减少步骤简化了操作,但可能影响粘接强度和持久性。 5. **树脂粘接过程的步骤:** * 粘接操作主要包括:牙齿表面处理(酸蚀、引剂、粘接剂)。 * **酸蚀:** 溶解有机基质,使表面粗糙化,为粘接创造条件。牙釉质需进行酸蚀以获得更好的粘接。 * **引剂(Primer):** 填充剂(如复合树脂)因流动性不足,难以充分渗透到酸蚀后的微小凹陷中形成机械结合。引剂(通常是聚合物基质,并添加稀释剂)可弥补这一不足。 * **粘接剂(Bonding Agent):** 低粘度单体(如 BIS-GMA, TEGDMA),能够同时与树脂粘接剂和牙本质(经过条件处理)结合。 * **Porselen Lamina 修复体粘接:** * **酸蚀:** 使用氢氟酸处理修复体的内表面,形成粗糙的蚀刻模式,增加表面积,为树脂固化提供微机械固位。酸蚀会降低瓷的表面能。 * **硅烷处理(Silane Treatment):** 必须进行硅烷处理以恢复瓷的表面能。对于硅基陶瓷,硅烷处理能增强树脂粘接剂与瓷表面的化学结合。硅烷分子具有双重功能:一个官能团与陶瓷表面的二氧化硅结合,另一个官能团与树脂的有机基质结合,形成共聚物。 总之,本课程强调了 Porselen Lamina Veneer 粘接的复杂性以及对粘接材料和技术的精准要求。通过理解这些关键要素,牙医可以最大程度地提高修复体的成功率和患者的满意度。
PORSELEN LAMİNA VENEERLERİN SİMANTASYONU1-GİRİŞPorselen Lamina Veneer restorasyonlarının uzun dönem başarısındaki en temel faktörlerden biri doğru siman seçimi ve simantasyon tekniğidir. İndirekt restorasyonların başarısını etkileyen faktörlerden birisi de şüphesiz kullanılan siman ve simantasyon tekniğidir. Gelişen teknoloji ile birlikte, hem ışık geçirgenliği olan, hem de dayanıklı estetik restoratif materyaller üretilmektedir. Porselen Lamina Venerler, tam seramik kronlar, tam seramik ve indirekt kompozit inley, onley gibi ışık geçirgenliği olan estetik restorayonlar genellikle minimal preparasyon derinliğine ve sınırlı retansiyona sahiptir. Restoratif materyallerin kesilmiş dişlere, kavitelere tutunabilmesi, marjinal yalıtım sağlaması ve restorasyonların uzun ömürlülüğü de yapıştırıcı ajanın etkinliğine bağlıdır.Porselen Lamina Vener restorasyonlarının simantasyonu sadece restorasyonun retansiyonu için değil aynı zamanda materyalin dayanıklılığını da sağlar. Bu gereksinimler de konvansiyonel simanlar ile değil ancak adeziv rezin simantasyon ile sağlanabilir. Adeziv simantasyon, Porselen Lamina Vener restorasyonlarındaki restoratif prosedürlerin en sonuncusudur. Başarılı bir adeziv simantasyon için Porselen Lamina Vener restorasyon tedavisinin planlamasından, preperasyonuna ve renk seçimine kadar tüm süreçlerin başarılı olarak tamamlanması gerekir. Planlama hatası, dentin seviyesinde preperasyon ve yanlış materyal seçimi gibi birçok faktör simantasyonun başarısını direkt olumsuz yönde etkiler. Adeziv rezin simantasyonun dayanıklılık, sızdırmazlık ve uzun dönem başarısı birçok çalışma ile kanıtlanmıştır fakat komplike basamaklı bir simantasyon olmasından kaynaklı teknik hassasiyet tüm hekimler için daha zor bir simantasyon sürecine neden olmaktadır.2-Rezin Sİmanların sınıflandırılması Porselen Lamina Vener restorasyonlarının simantasyonunda kullanılan rezin materyaller kompozit esaslı olsalar da restoratif işlemlerde kullanılan kompozitlerden özellikle akıcılık ve dayanıklılık açısından farklılıklar gösterebilirler. İçeriğindeki bileşenlerin yoğunluğu, monomer, silan ve doldurucu oranları kompozit rezinin kullanım ve yapısal özelliklerini etkiler. Hekimin simantasyonda kullanacağı rezin sistemini çok iyi tanıması gerekmektedir. Kullanılacak rezin simanın akıcılığı önemlidir. Dolgu amaçlı kullanılan akışkan kompozit rezinler yüksek kalınlıktaki doldurucu oranından dolayı istenilen akıcılıkta değildir. Ayrıca uzama kuvveti açısından rezin simanlara göre daha yüksek değerlerde olduğu için simantasyonda kullanımlaru uygun değildir. Kullanılacak siman sistemi seçilirken, restorasyonun kalınlığını, kullanılan porselen materyali, renk, dayanıklılık, sağlamlık, stabilite, teknik kolaylık, biyouyumluluk ve adeziv başarı gibi birçok faktörü değerlendirip en uygun sistemin seçilmesi gerekir. Güncel self-polimerize sistemler ne kadar kullanım kolaylığı getirse de henüz istenen bağlantı dayanımına sahip değildir ve porselen lamina restorasyonlar için yetersiz kalmaktadır. Rezin simanları diğer simanlardan ayıran üstün özellikleri; yüksek bağlantı dayanımı, sıkışma ve gerilme kuvvetlerine karşı yüksek dayanım, düşük çözünürlük6, fonksiyon sırasında desimante olmayı engelleyen yüksek elastik modülüne sahip olmalarıdır.5, 7 Elastik modüllerinin de dentinin elastik modülü (18 GPa) ile yapıştırılacak indirekt restorasyonun elastik modülü arasında olmaları tavsiye edilmektedir.Rezin bazlı yapıştırma ajanları restorasyonların yerlerinde kalmalarını sağlayarak, sızıntıyı önlemek/azaltmak, pulpa sağlığını korumak ve diş ve restorasyon arası boşluğu doldurarak diş-restorasyon bütünlüğünü kuvvetlendirmek için kullanılır.3- Yapışma Yüzeylerinin ÖzelikleriAdezyon konseptlerini değerlendirebilmek için; yapışma yüzeylerinin özeliklerini, yüzey hazırlık metotlarını ve yüzeyler arası kimyasal etkileşimleri, farklı materyal kombinasyonları arasındaki bağlanma yüzeyi oluşumlarını, bağlanma yüzeylerindeki zamana bağlı değişimleri ve bağlanma yüzeylerindeki yaşlanmaya bağlı başarısızlık mekanizmalarını anlamak gereklidir Adezyon, birbirine benzemeyen iki molekülü yakın temasta oldukları zaman bir arada tutan kuvvet olarak tanımlanabilir. Dental adezivler, hem diş sert dokuları ile hem de kullanılan restoratif materyal ile ideal bir bağlantı oluşturarak bu karmaşık yapıyı bir arada tutmayı amaçlamaktadırlar. Ağız ortamında kalıcı bir adezyon oluşturmak için, adeziv ajan ve yapışma yüzeyleri arasında yapısal bir bağlantı sağlamak, bağlanma yüzeyindeki stresleri azaltmak ve bağlanma yüzeyini bakteriyel invazyondan korumak temel hedefler olmalıdır.‘Diş Dokusu - Siman Bağlantısı' ve ‘Restorasyon - Siman Bağlantısı' olarak iki kısımda incelenebilir. Minenin kimyasal yapısı incelendiğinde, %96 inorganik yapı (kalsiyum hidroksiapatit kristalleri), %3 su ve %1 organik yapı (mine proteinleri ve kolajen) içerdiği görülür. Dentinin kimyasal yapısı ise, %45-50 inorganik yapı (hidroksiapatit kristalleri), %30 organik matriks (kolajen) ve %25 sudan oluşur. Dentin, mine kadar homojen yapıda değildir. Dentin tübülleri farklı derinliklerde sayı ve çap değişiklikleri gösterir. Ayrıca farklı bölgelerde, peritübüler ve intertübüler dentin miktarları farklıdır. Dentinin mineral içeriği mine kadar fazla değildir ve mineral yapıların dizilimi minedeki gibi düzgün diziler halinde olmayıp, organik matriks içinde dağınık haldedir. Bu nedenle Dentin adezyonu zordur.4- Resin Simantasyonda Kullanılan Adeziv SistemlerModern adeziv sistemler farklı yöntemler ile sınıflandırılmaktadırlar. Bunlar tarihsel gelişim süreçleri (jenerasyonları) ve bu süreçlerde işlem basamaklarında gerçekleşen değişim tiplerine (polimerizasyon şekilleri, primer içerikleri, smear tabakası üzerine etkileri, nem kontrolü), diş yüzeyinde bulunan farklı sert dokular üzerindeki hazırlık metotları (klinik basamakları) ve bu dokular ile kimyasal etkileşimleri (adeziv stratejileri) olarak sıralanabilir.Günümüzde adezivlerin ‘‘tek şişe'' teknolojisiyle çok daha kolay, daha hızlı ve daha az teknik hassasiyet gerektirecek şekilde uygulanması amaçlanmaktadır. Multimod adezivler self etch tekniğinin basitleştirme ve total etch sistemlerin bağlantı gücü avantajını birleştirerek 7. Jenerasyon adezivlerden daha yaygın kullanılır hale gelmiştir. Ayrıca, universal adezivlerin direkt ve indirekt restorasyonlarda kullanılabileceği ve self-cure, light-cure ve dual-cure olarak rezin bazlı yapıştırıcılarla uyumlu olarak metal, zirkonya, porselen ve kompozite bağlanacağı üreticiler tarafından bildirilmiştir. Universal adezivler, etch and rinse, self etch ve dentinde self etch mine de etch and rinse yöntemini içeren (selektif etch) olarak kullanılabilen adezivlerdir. Universal adezivler, çoklu uygulama seçenekleri ile klinisyenlerin tercihidir. Universal adeziv sistemler, içindeki kimyasal ve mikromekanik bağlar kurabilen monomerler sayesinde farklılıklar göstermektedir. Klinik basamaklarına göre üç basamaktan tek basamağa kadar farklılık gösteren sistemler mevcuttur. Asit, primer ve bağlayıcı ajanın ayrı ayrı veya farklı kombinasyonlar şeklinde bir arada bulunduğu bu sistemler de tüm elemanların ayrı ayrı olması, klinik basamak sayısını arttırarak sistemin uygulanmasını komplike hale getirir. Fakat sistemlerdeki basamak sayısını azaltmak amacıyla elemanların iki veya tek basamakta birlikte uygulanması da bağlanma kuvvetini ve dayanım süresini olumsuz etkilemektedir.5-Resin Simantasyon işleminin aşamaları Adeziv tekniklerin uygulanmasında Diş üzerine yüzey hazırlık metotları üç ana basamaktan oluşur.Asit uygulaması, Primer uygulaması ve Bağlayıcı ajan uygulanması.Asit uygulaması, bağlantı için organik matriksin çözülmesi ve yüzeyde bulunan prizmaların pürüzlendirilmesi işlemidir. Diş yüzeyi ile rezin siman arasında daha iyi bir bağlantı için minede indirgenme yapılmalıdır. Primer uygulamasında ,asitle pürüzlendirilmiş mine yüzeyleri üzerine uygulanacak restoratif yada simantasyon amaçlı kompozitler, akışkanlıkları yeterli olmadığından, mikroskobik girintilere yeterince penetre olarak mekaniksel adezyon oluşturamazlar. Bu adezyonun oluşabilmesi için, polimer matriksten oluşan ve başka polimerler ile seyreltilerek zenginleştirilmiş bağlayıcı ajanlar olan primerlerden yararlanılır. Bağlayıcı ajanlar ise koşulları değiştirilmiş ve primer ile enerjisi yükseltilmiş dentin yüzeylerine uygulanan, hem rezine hem de dentine bağlanabilen, BİS-GMA (bisfenol A-glicidil metakrilat), TEG-DMA (trietilenglikol dimetakrilat) gibi düşük viskoziteli hidrofobik monomerlerdir. Porselen Lamina Restorasyonlarda ise Asitleme ve Silan işlemi yapılır. Asitle Pürüzlendirmede, Laminanın iç yüzeyini hidroflorik asit ile pürüzlendirmek retantif bir etch paterni oluşturur.Bu mikroporoziteler bağlantı için yüzey alanını arttırır ve rezin için mikromekanik bağlantı sağlar. Asitleme, porselenin yüzey enerjisini düşürür. Yüzey enerjisinin tekrar yükseltilmesi için silan uygulaması zorunludur. Silika esaslı seramiklerde yüzeye silan uygulanması rezin simanın kimyasal olarak seramik yüzeyine bağlanmasını arttırır. Silan molekülü iki fonksiyonludur. Hidroksil grubu ile seramik yüzeyindeki silikon dioksitlere, diğer fonksiyonel grubu ile de rezin organik matrikse bağlanarak kopolimer oluşturur.